can can - Turco Inglés Diccionario

can can

Significados de "can can" en diccionario turco inglés : 1 resultado(s)

Inglés Turco
General
can can n. kan kan dansı

Significados de "can can" en diccionario inglés turco : 1 resultado(s)

Turco Inglés
General
çan çan loud and continuous chatter n.

Significados de "can can" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
garbage can n. çöp tenekesi
trash can n. çöp tenekesi
General
can n. teneke
knot that can't be untied n. kördüğüm
ash can n. kül tenekesi
jerry can n. bidon
sprinkling can n. süzgeçli kova
can n. hapishane
can n. bidon
ash can n. küllük
tin can n. teneke kutu
gasoline can n. benzin bidonu
can buoy n. şamandıra
milk can n. süt kabı
a can of worms n. içinden çıkılması zor durum
can n. teneke kutu
money can't buy everything n. para herşeyi satın alamaz
the only thing we can say n. söylenecek tek şey
coffee can n. kahve kutusu
beer can n. bira kutusu
garbage can n. çöp kutusu
watering can n. bahçıvan kovası
a can of worms n. çözümlenmesi güç bir problem
place where labourers can be hired n. ırgat pazarı
the only thing we can say n. söyleyebileceğimiz tek şey
petrol can n. benzin bidonu
can n. hela
can n. konserve kutusu
kerosene can n. gaz tenekesi
can n. teneke kutudaki içecek
ash can n. çöp tenekesi
can n. kıç
can n. kılıf
can n. kutu
catch-as-catch-can n. serbest güreş
can n. konserve kabı
can poisoning n. konserve zehirlenmesi
trash can n. çöp kutusu
can liner n. çöp torbası
can liner n. çöp poşeti
jerry can n. benzin bidonu
tin can n. konserve kutusu
can n. konserve tenekesi
beverage can n. içecek tenekesi
beverage can n. içecek kutusu
coffee can n. kahve kavanozu
a can of coke n. bir kutu/teneke kola
can light n. gömme ışık
gas can n. benzin bidonu
can beer n. teneke bira
can beer n. kutu bira
can opener n. teneke açacağı
watering can n. bitkileri sulamak için kullanılan süzgeçli su kabı
watering can n. çiçek sulama kabı
paint can n. boya tenekesi
paint can n. boya kutusu
paint can n. boya kovası
tip the can n. bir çocuk oyunu
kick the can n. bir çocuk oyunu
spray can n. teneke sprey
spray can n. sprey teneke kutu
spray can n. sprey tenekesi
a can–do attitude n. bir işi yapmak için gösterilen gayret
a can–do attitude n. bir işi yapmak için gereken heves
can lid n. konserve kapağı
kick the can n. teneke tekmelemece
can-can-boot n. bir tür oyuncak tekne
can-can-boot n. pop pop tekne
soda can n. meşrubat tenekesi
soda can n. meşrubat kutusu
aerosol can n. aerosol kabı
aerosol can n. sprey tüpü
can opener n. suya dizlerden birini karına doğru çekerek atlama
can n. bir kutu dolusu (miktar)
can-can n. kan kan dansı
can opener n. bir bacağı göğse doğru çekip diğer bacağı uzatıp bedeni hafifçe geriye yaslayarak yapılan bir su atlayışı
can n. teneke kap
can n. tas
can n. maşrapa
can-can n. 19. yüzyılda fransa'da ortaya çıkmış hareketli bir dans
can n. yuvarlak tabanlı, konik tepeli şamandıra
can-opener n. teneke açacağı
kicking the can n. erkek çocuklarının okul bahçesinde oynadığı bir tür saklambaç oyunu
cup and can n. yakın arkadaşlar
prince albert can n. prince albert kutusu
prince albert can n. prince albert tütünü konan metal kutu
shit-can n. tuvalet
shit-can n. hela
a can of soda n. bir kutu gazoz
a can of soda n. bir teneke gazoz
can n. konserve kap
can't help v. elinde olmamak
can v. olabilmek
can't put a foot wrong v. burnundan kıl aldırmamak
can v. konservesini yapmak
can v. konserve yapmak
can not stand v. dayanamamak
can v. kovmak
have friends who can pull strings v. torpili olmak
can v. konservelemek
can not v. edememek
can not escape from death v. ölümden kaçamamak
can't find a solution v. işin içinden çıkamamak
can't keep one's eyes off someone v. bakmaya doyamamak
can't cut the mustard v. en kolay işi bile becerememek
do the best one can do v. elinden geleni yapmak
do all one can do v. elinden geleni yapmak
can't pass v. geçememek
can not believe v. inanamamak
can't keep one's eyes off somebody/something v. gözlerini alamamak
can not walk v. yürüyememek
can hardly wait v. bekleyememek
can't keep one's eyes off somebody/something v. gözünü alamamak
can't sleep v. uyuyamamak
can't get one's head round something v. kabullenememek
can't get one's head round something v. anlayamamak
can not drive v. araba sürememek
can not focus v. odaklanamamak
can not concentrate v. konsantre olamamak
can not concentrate v. odaklanamamak
can not get along with the people around v. çevresi ile geçinememek
be so affected by something that one can't think of anything else v. dünyayı gözü görmemek
open a can v. konserve açmak
be so few one can count them on the fingers of one hand v. parmakla gösterilmek
can not develop empathy v. empati kuramamak
can not establish empathy v. empati kuramamak
can v. -abilmek
can v. -abilir
can't help v. kendini ... yapmaktan alamamak
can v. -ebilir
can't see the woods for the trees v. ayrıntılara takılıp kaldığı için durumu bir bütün olarak görememek
despite all efforts can not be saved v. tüm çabalara rağmen kurtarılamamak
can not even imagine v. rüyasında bile görememek
can not go beyond a certain point v. belli bir noktadan öteye gidememek
can not swim v. yüzememek
can not believe what one hear v. kulaklarına inanmamak
can not believe what one hear v. kulaklarına inanamamak
can't wait v. sabırsızlanmak
can not run v. koşamamak
can't complete v. (işi/ödevi vb) yetiştirememek
can't finish v. (işi/ödevi vb) yetiştirememek
can not understand v. idrak edememek
can not comprehend v. idrak edememek
can't stand the smell v. kokuya tahammül edememek
can't escape the wrath of v. hışmından kurtulamamak
can’t forget its taste v. tadı damağında kalmak
eat out of the can v. konserveden yemek
can’t stand to be apart v. ayrı kalmaya dayanamamak
can't help but to look v. kendini bakmaktan alamamak
can't help but to look v. kendini bakmaktan alıkoyamamak

Significados de "can can" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
can sıkıntısı boredom n.
can spirit n.
can life n.
can sıkmak annoy v.
can sıkmak bother v.
General
can düşmanı mortal enemy n.
can sıkıntısı dullness n.
can düşmanı deadly enemy n.
can zeal n.
can pneuma n.
can evi quick n.
can friend n.
can psyche n.
can sıkıcılık disagreeableness n.
can sıkıcılık boringness n.
can person n.
can spiritus n.
can sıkma annoyance n.
can alıcı nokta tender spot n.
can brother n.
can alıcı nokta epicentre n.
can darling n.
can yoldaşı helpmate n.
can sıkıcı öğüt jaw n.
can damarı heart n.
can sıkıntısı blahs n.
can vitality n.
can heart n.
büyük ölçüde can kaybı mortality n.
can sıkıntısı tedium n.
can yuvası rabbet n.
can yoldaşı shadow n.
can sıkıntısı the megrims n.
can atma longing n.
can sıkıcı şey bore n.
can düşmanı sworn enemy n.
can alıcı nokta quick n.
can sıkıntısı megrims n.
can sıkıntısı ennui n.
can atma zeal n.
can güvenliği life safety n.
can alıcı nokta the most sensitive spot n.
can atan yearner n.
can energy n.
can kaybı loss of lives n.
can sıkıntısı the blues n.
can sıkıntısı the blahs n.
can çekişme death agony n.
can korkusu fear of death n.
can atılan şey plum n.
şişirilebilir can yeleği mae west n.
can yeleği life jacket n.
can atma itch n.
can atma eagerness n.
can simidi lifesaver n.
can sıkan depressor n.
can sıkıcı teaser n.
can alıcı nokta punch line n.
can atma alacrity n.
insanın beden, ruh ve can olarak üçe ayrılması trichotomy n.
can sıkıcı kimse bore n.
can alıcı nokta epicenter n.
can pazarı a matter of life and death n.
can lifeblood n.
can alıcı nokta the crucial point n.
can sağlığı health n.
can yoldaşı helpmeet n.
can atma aspiration n.
can ve mal güvenliği safety of life and property n.
can esprit n.
can yeleği float n.
can yoldaşı bosom friend n.
can sıkıcı tip humdrum n.
can yeleği lifesaver n.
can sıkıcı olma tastelessness n.
can yoldaşı congenial companion n.
can acısı severe pain n.
can alıcı nokta epicentrum n.
can yoldaşı faithful friend n.
can damarı vital point n.
can life n.
can çekişme agony n.
can atma enthusiasm n.
can alıcı nokta punchline n.
can kurtaran görevli (plajlarda) lifeguard n.
can kurtaran görevli (plajlarda) lifesaver n.
can sıkıntısı drabness n.
can damarları lifelines n.
can atma anxiety n.
can atma readiness n.
can spirit n.
can sıkıcılık tracasserie n.
can dostu true friend n.
can dostu closest friend n.
can pazarı a life and death situation n.
can yoldaşı close n.
can yoldaşı heartfelt friend or companion n.
can sıkkınlığı infestivity n.
can kaybı loss of life n.
can ve mal kaybı loss of life and property n.
can yeleği prau n.
can sıkıcılık vexatiousness n.
can sıkıcı harassing n.
can sıkıcı şekilde konuşan proser n.
can alıcı ani değişiklik peripeteia n.
can sıkıcı şey/kimse bore n.
can simidi life buoy n.
can damarı life-blood n.
can yeleği life-preserver n.
can yeleği life-saver n.
can çekişme death-agony n.
can düşmanı the most-hated enemy n.
can sıkan şey bore n.
can ve mal life and property n.
can soul n.
can sıkıntısı vexation n.
can düşmanı nemesis n.
can yeleği personal flotation device n.
can yeleği mae west n.
can yeleği life belt n.
can yeleği lifejacket n.
can yeleği cork jacket n.
can yeleği life vest n.
can yeleği life preserver n.
can yeleği life saver n.
can suyu desteği life line support n.
can simidi ring buoy n.
can çekişme hırıltısı death rattle n.
can yeleği buoyancy vest n.
can alıcı/çarpıcı/etkileyici özellik wow factor n.
can alıcı nokta key area n.
denizde mal ve can kurtarma salvage n.
can damarı lifeblood n.
can sıkıcı sorun vexing ​problem n.
can sıkıcı problem vexing ​problem n.
can kurtaran simidi safetybuoy n.
can sıkma annoying n.
can sıkıntısı bore n.
can acushla [ireland] n.
can sıkıcı kimse aggravator n.
can yeleği air jacket n.
şişirilebilir can yeleği air jacket n.
can atma alacriousness n.
can sıkan kimse noier [obsolete] n.
can sıkma noyance [obsolete] n.
can sıkıcı kimse veya şey nettler n.
can atan kimse thirster n.
can atan kimse longer n.
can çekişme throes n.
can çekişme throe n.